" yardımlarınızı yoksula ulaştıran hizmet kervanı.. "

Sayfalar

Ebu İshak Kazeruni Hazretleri

      İsmi İbrahim, babasının ismi Şehriyar, anası Mehdinin kızı Banuye’dir.Ebu İshak künyesiyle ve Kazeruni nisbesiyle meşhur olmuştur. M.963, H.352 Senesi Ramazan ayının yarısına rastlayan Pazartesi günü Şiraz civarındaki Kazerun kasabasında dünyaya geldi. M. 1034, H. 426 Senesinde Kazerunda vefat etti. Kabri şerifleri oradadır. “Annesinin rivayetine göre Ebu İshak, anne karnında altı aylık iken zikir eder ve oda duyarmış.”(1) Kazeruninin doğumundan itibaren üstün halleri görülmeye başlamış.” Dünyaya geldiği gece doğduğu evden göğe doğru yükselen bir nur görüldü. Bu nur sütunun dalları etrafı aydınlatıyordu. Annesi onu emzirmek istedi. Fakat Ramazanı şerif ayı olduğu için emmedi. Bu hali Ramazan ayı boyunca devam etti. Gündüzleri annesini emmiyor, geceleri emiyordu. Buda onun büyük bir zat olacağının ilk işaretleriydi.”

        Çocuk yaşında ilim tahsiline başlayıp, Kuranı Kerim okumayı öğrendi. Zamanla diğer ilimleri tahsil etmeğe başladı. Ebu Abdullah Hafif’in derslerine devam ederek zahiri ve batini ilimleri tahsil etti. Ebu Ali bin Hüseyin Firuzabadi el-Akkar, Ebul Hasan Ali bin Cehdim Hemedani ve başka âlimlerden çeşitli ilimleri tahsil etti Şiraz, Basra, Mekke ve Medine’deki âlimlerden Hadisi şerif rivayet etti. Velilerin sohbetlerinde bulundu. Zahiri ilimlerde derin bir âlim, batini ilimlerde yüksek bir veli oldu.

        Haram ve şüphelilerden sakındı. Nefsin isteklerini yapmamak, istemediklerini yapmak suretiyle Allah’ın rızasına kavuşmaya çalıştı. Şefkat, merhamet, güzel ahlak ve cömertlikte yüksek dereceye ulaştı. Zamanın Sultanları tarafından sevilip sayıldı. İlim ve marifetteki yüksek derecesi sebebiyle Sultan-ül Evliya ve Kut bul-Aktab unvanıyla meşhur oldu.

        Kendisine hakaret edenlere, inkârcılık yapanlara elinden geldiğince hep tatlı dil, güler yüz gösterip hepsine hayır duada bulunurdu. İyilik ve ihsanlarını kimseden esirgemezdi. Zayıf, güçsüz, yetim ve fakirlere elinden geldiğince yardım eder, onlara siper olurdu. Her haliyle örnek bir Müslüman’dı. Cömert ve Kerem sahibi olan Ebu İshak Kazeruni Hazretleri çok misafir perverdi. Maddi yönden zayıf olduğunu bilen babası ona sen fakirsin gelen misafirleri ağırlama gücüne sahip değilsin, sonra bu işte acz içine düşmeyesin deyince Kazeruni Hazretleri cevap vermedi. Derken Ramazan ayında bir misafir topluluğu geldi. Evinde bir şey yoktu. Akşam yaklaşmıştı. O anda biri içeri girdi. Ekmek, muz ve incir bulunan büyük bir çantayı bırakıp; bunu misafirlere ikram et dedi. Bu hali gören babası oğluna dönerek gücün yettiği kadar insanlara hizmet et zira Allah seni yalnız bırakmayacaktır. Dedi.

        Ebu İshak Hazretleri İslam yolunda Ehli Sünnet itikadının yayılmasında çok gayret sarf etti. Onun irşat faaliyetleri neticesinde etraf memleketlerde iman nuru parlayıp Müslümanlar çoğaldı. Her tarafta zaviyeler, vakıf ve müesseseler kuruldu. Talebeleri İslam dinini yaymak için seferber oldular. Cihat niyetiyle ordular halinde civar beldelere dağıldılar. Kendiside birçok kazalara katılıp İslam’ın yayılması, insanlığın kurtuluşu için ilim ve kılıçla cihat etti. Cuma günleri toplanan orduya vaaz ve nasihatlerde bulunurdu. Onlara cihat ve gazanın faziletini anlatıp cihada teşvik ederdi. Müslümanlar bu vaazları sayesinde aşka gelip ihlâs ile kâfirler üzerine yürüyüp zaferler kazandılar. Kazerun Hazretleri her yıl mücahitlerini bizzat teftiş ederek onların silahlandırılması ve giyim-kuşamı ile yakından meşgul olurdu. Ordu sefere gittiğinde kendisi manevi başkumandan olarak devamlı dua ederdi. Mücahit ordusu Çine, Hindistan’a gitti. Bir kısmı da Anadolu’ya Rumlar üzerine cihad etti. Böylece Anadolu’ya İslamiyet’in yayılmasına çalıştılar.

        Bir rivayete göre: Ebu İshak Hazretlerinin mücahitleri bir defasında Rumlarla yapılan harpte zor durumda kalmışlardı. Hemen Şeyhleri Ebu İshak Hazretlerinin ruhaniyetinden yardım istediler. Tam bu sırada mücahitler, heybetli bir süvarinin düşman saflarını darmadağın ettiğini gördüler. Bu hal Müslümanların kalplerine kuvvet verdi. Nihayet Şeyhlerinin yardımıyla düşman kuşatmasından kurtuldular.

        Ebu İshak Hazretlerinin talim ve terbiyesinde yetişip cihad için her tarafa dağılan halife ve talebeleri gittikleri yerlerde dergâhlar ve ilim yuvaları ve vakfiyeler inşa ettiler. Hindistan, Çin, İran ve Anadolu’nun iman ve hidayet nurlarıyla aydınlanmasına sebep oldular. Ayrıca zengin Müslümanları hayra teşvik edip vakıfların yapılmasını sağlandı. Buralarda muhtaçlara yemekler dağıtıldı. Bu ribat ve vakfiyelerde ilim ve edep öğretildi. Cihat ruhu aşılandı. Müslüman hükümdarlar aynı yolu takip etti. Çeşitli vakıflar yaptılar. Bilhassa; Bursa, Konya, Erzurum ve Şam gibi beldelerde zaviyeler çoğaldı.

        Tebrizkapı Çifte Minareler karşısında Ebu İshak Hazretlerinin bir gülşeni mevcut kendisi burada yatmasada ruhunun bizlere ve şehrimize sahip olduğunu bilmekteyiz. Bu beldeler için halifelerini, talebelerini göndermiş zaviye açtırmış. Aydınlanmamızı sağlamış. Bu türbede yatanın kitabesi zamanla yok edildiğinden kim olduğu bilinmemektedir. Tarihçei Erzurum yazarı Mehmet Nusret Efendi: Bu zat Nefahat’da olduğu söylenen Ebu İshak olmayıp, altıncı asır insanlarından Tatar ihtilalinde Erzurum’a göçle gelen, burada oturmayı tercih eden İslam büyüklerindendir.(2) Diyor.

        Bizlerin kanaati de şudur: Ebu İshak Hazretleri bu yörelerin irşadı için görevlendirilmiş bir halifesi olabilir.

        Bu türbede bir Ahi’nin varlığından bahis edile gelir. Ebu İshak mensubu olup hizmet için buralara gelmiş bir Ahimiz olabilir.

        Halk arasında geçmişten söylene gelen Ebu İshak Sahabedir ifadesi ışığında; burada bir sahabe kabrinin olması ve Ebu İshak mensuplarınca buna hürmeten burada bir zaviye kurulmuş olabilir.

       Hangisi olursa olsun burada yatan Yunus misali bizim Ebu İshak’ımız ve Evliyaullahtan biri olduğu bir gerçek. Ruhu şad makamı cennet olsun.

        Türbe içerisinde yatanları daha öncede yazmıştık. Tekrar hafızalarda tazelenmesi için: Ebu İshak Hazretlerini ayakucunda Osmanlı Komutanlarından Dişlek Hüseyin Paşa, yanında Mürtaza Paşa onun yanındaki Ulu cami eski imamlarından biri olduğu söylenir. Bahçede kapıya yakın olan Çıldır valisi divan kâtibi Mustafa Efendi. Demir parmaklı olan, Sultan Abdulmecit Hanın hariciye müsteşarı Nuri Efendidir. Ruhları şad makamları cennet olsun.

        Ebu İshak Kazeruni şöyle dua ederdi:” Allahım bu toprakları zikrinle, veli ve Salih kullarınla kıyamete kadar mamur kıl, rızkımızı helalden ve ummadığımız yerden günlük ver. Allah’ım Peygamberin Muhammed aleyhisselam hürmetine bizleri senin uğrunda birbirini seven ve ziyaret eden kullarından eyle” Amin

Galeri